Makaleler

“Milli Tarım Projesi” küçük üreticilere yönelik yeni tasfiye projesidir-2

Tohumcular Birliği Başkanı Yıldıray Gencer’in “2018 yılından itibaren toprağa düşen her tohum sertifikalı olursa, biz de sektör olarak sertifikalı tohum üretimini kısa sürede iki katına çıkarırız, sonra da bu süreç katlanarak devam eder” (26.11.2016) derken iç ses olarak da “gelsin paralar, dolarlar” dediği ve elini ovuşturduğu kesindir.

Tarımsal desteklemeler için “bir baharda bir de güzde” denilirken gübre ve mazotta yoğunlaşacağı taahhüt ediliyor. Yılda iki kez destek ödemesi, gübre de “KDV’yi kaldırmak”,  mazotta “deponun yarısı devletten” tarımdaki mevcut yapısal sorunlara yönelen, küçük üreticilerin derdine derman olan bir uygulama değildir. Zira tarımsal üretim bunlardan ibaret değildir. Taban fiyat uygulaması, tohum, ilaç makine-teçhizat temini, alım-satım garantisi, damızlık gibi birçok başlık MTP kapsamında yer almıyor. Emperyalist tarım politikalarıyla uygulanan destek ödemelerinde bilindiği gibi orta ve küçük üreticilerin bu desteklemelerden yararlanması hem sınırlandırıldı hem de zorlaştırıldı. Desteklemelerde aslan payının büyük üreticilere verilmesinin önü açıldı. Doğrudan Gelir Desteği ile araziye göre yapılan desteklemeler sonucu küçük üreticiler bankalara, tefecilere ve tüccarlara borçlanarak ve borçlarını ödeyemez hale getirilerek mülksüzleştirildi. Amaçlanan da esas olarak buydu.

Halihazırda tarımda taban fiyatı belirlenmiyor. Fiyatlar serbest piyasada belirleniyor. Küçük üreticiler, serbest piyasa koşullarında büyük üreticilerin, tefeci ve tüccarların insafına terk ediliyor. 80-90 kuruşa ürettikleri elmayı 10 kuruşa satmak zorunda bırakılan küçük üreticiler maliyetin çok altında kalan bu fiyatlarla ezilmekle kalmıyor, yoksullaşıyor, borçlarını ödeyemez hale geliyor, kaçınılmaz son olarak malından mülkünden oluyor. Buğdayda dekar başına kullanılan ortalama 7 litre mazotun fiyatı 29 TL iken devletin verdiği destek 4.85 TL’dir. Devlet girdi maliyetinin ancak 7’de birini karşılıyor. “Bizim kaç lira harcadığımız değil devlet kaçtan hesaplıyor ona göre veriyorlar. O zaman destek yapmış olmuyorlar, destek yapar gibi görünüyorlar.” (17.11.2016) diyen Tüm Köy Sen Genel Başkanı Sadık Duran, o desteklemeler karşısında devletin yaklaşımını ortaya sererken MTP ile taahhüt edilen yarı-yarı yanın ne kadar hayat bulacağı hakkında fikir vermektedir.

Görüldüğü üzere MTP tarımdaki yapısal sorunlara çözüm üretmenin değil, büyük üreticilerin azami kâr elde etmesinin projesidir. Eski Tarım Bakanı M. Eker’in “Ya köylüler şirketleşecek ya da şirketler tarım yapacak” sözünde olduğu gibi MTP küçük üreticileri tarımdan tasfiye etmenin projesidir. On yıllardır uygulanan tasfiye politikalarının sonucu olarak “AKP, döneminde; 40 milyon ton buğday, 17 milyon ton soya, 12 milyon ton mısır, 10 milyon ton pamuk, 7 milyon ton ayçiçeği, 4 milyon ton pirinç ithalatı yapmış” (09.12.2016) ve şimdi geçmişe sünger çekilip tarımsal üretim MTP ile şaha kaldırılması düşünülüyor, aç tavuğun kendisini darı ambarında görmesi misali!

Küçük üreticilere yönelen bir tasfiye saldırısı olan MTP, köylüler açısından daha fazla yoksulluk, açlık ve sefalet anlamına geliyor. Bu saldırıya karşı köylülerin örgütlü mücadele vermekten başka kurtuluşu yoktur. Kaypakkaya yoldaşın, kırk yıl önce Değirmen köylülerini yanında-içinde yer almasını örnek alarak, köylülerin bu mücadelesinde yanlarında yer alalım, ekonomik taleplerini siyasi taleplerle birleştirerek, sorunun asıl merkezine yönelen bir harekete dönüştürelim. (Bitti)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu